İzmir'den Kos (İstanköy)'e gitmek üzere sabah erkenden çıktıgımız yolculugun yarısında bize karadeniz şarkıları eşlik etti. Üstelik hayatımda hiç dinlememişken.Ama kulağımın alışmaya başladıgını da itiraf edeyim.Beni dinlemeye iten sebebi ise bilmiyorum !!Diğer yarısında ise karganın hazırladıgı kahve eşliğinde Stacey Kent dinledik Kos'un romantizmine kendimizi hazırlayabilmek için.
Ağaçlar bile uyanmamış daha, belki bir iki börtü böcek.Bir de uyanık olan admin ve karga.Yola düşen iki ortagın beklentileri fena değil.Fotoğraf makinaları şarj edildi, cepler zaten cepte..sadece sırt çantası derken çekçeksiz yapamayan iki yolcu.Ben daha ayılmamış olsam da karga enerjık.Kılavuzu karga olanın demek istiyorum, kargalar bile ayılmamışken demek istiyorum, karga ile gezen demek istiyorum ama benim karga tam tersi.Dersine çok iyi çalışmıs yolculuk boyunca anlattı sade sade..o da ne İzmir'den Bodrum'a gelmişiz bile.
Otopark sorunu yaşamadan ve işlemlerde fazla beklemeden Katamarana bindik ve hatta daha yerim bile ısınmamışken Kos göründü bile.
Türkiye'ye en yakın ve oniki adaların en büyüğü olan Kos yani İstanköy. Osmanlı döneminde İstanköy adı verilmiş.Yılda 1 milyondan fazla turisti ağırlayan 1947 yılından bu yana Yunanistan'da olan adaya Bodrum diyeceğim nerdeyse.Normal tabii pazar alışverişleri için bile iki tarafında geçtiği düşünülürse kültür aktarması olacak elbette.
.Ama o begonviller yok mu o begonviller .....

Ve artık Kos'tayız.
![]() |
| Mini Tren |
Merkeze yakın Cathrine Otelde rezervasyonumuzu yapmıştık son derece ilgili ve güleryüzle karşılandıgımız otele eşyaları bırakıp hemen keşfe başladık. İlk aktivite olarak gözümüzün alışması için merkezi mini trenle dolaştık. Keyifliydi. Havaya girdik bile.
![]() |
| Hipokrat Ağacı |
.O ağacın altını şimdi anıyormusun şarkısının bu olaylarla hiçbir alakası yok :)
Bu ağacın hemen yanında yine begonviller arasından yürüyerek Loziya ve Defterdar camii Osmanlı'ların adada bıraktıgı izlerden biri.


Hipokrat Meydanını geçtikten sonra Rodos şövalyelerinin Osmanlı'dan korunmak için yaptığı Neratzia Kalesi ve yine merkezde bulunan agora kalıntısı ziyaret edilebilir.Mini tren ile gezilirken de bu kalıntıları görebilirsiniz tabii tarihe meraklıysanız..Tarih kokan şehirlerimizden sonra bu kısmı bizi pek açmadı.

![]() |
| Asklepion Harabeleri |
Şarap'tan başka alkollü içki sevmememe rağmen Yunan birası Mythos'u içmeyi ihmal etmedik tabii.Eylül ortası için oldukça sıcak olan havada bira bize çok iyi geldi. Fotoğrafta görünen çakmak tamamen dekor amaçlı :-) Biramızın tek kötü yanı Karga'nın kılavuzluguna biraz ihanet etmesiydi.
Ve onu gördüğümden beri aklımdan çıkmayan, beni heyecanlandıran, renkleriyle cezbeden ve ilk defa beni huylandırmayan böcek yani buggy..Sonunda kiralama vakti geldi.Normal vitesli araç kullanmaktan hiçbir farkı yok, araç kiralamaktan daha maliyetli ama mutlaka denenmeli..Denenmesi gereken birşey daha var kullanırken şarkı söylemek ve saçları rüzgarın eline bırakmak.Anlaşılacagı üzere aşağıdaki fotograftaki buggy içindeki biz değiliz. Zaten yüzümüzü hiçgörmeyeceksiniz kiii...
Gelelim diğer yerlere....Adanın öbür ucunda merkezden 1 saat kadar uzaklıkta bulunan Kefalos tarafında plaj ve beachler bulunmakta.Tarihi kalıntılar ve denizin ortasındaki kayalıkta bulunan kilise ilginç sayılabilir. Denizin taşlık oldugunu öğrendiğimiz için girmek istemedik. Denize girmek isteyenler için Tigaki beach, Empros Thermi Plajına gidilebilir ancak biz çok fazla takılmadık buralara sadece seyretmekle yetindik.

Gün akşama dönerken yine merkezdeyiz. , Çeşme, Marmaris veya Bodrum'a benzer çarşısını ve barlar sokagını merak ediyoruz. ...Yıllar önce Selanik'e gittiğimde bilmezden gelinen ve olmadıgı söylenilen türk kahvesi talebimi her seferinde üzerine basa basa istiyorum ve artık itirazsız geliyor ama hala tadını yakalayamamışlar. Daha alacak çok yolları var bu konuda. Mevsimi geçmekte olan begonviller ise romantizmi yaşatmaya devam ediyor. Ah şu begonviller diyorum bir kez daha !!!!!

ve akşam yemeği için hazırız. Ne yiyeceğimizi ne içeceğimizi biliyoruz: Souvlaki bizim şiş kebap bir nevi. Tavuk ve etten yapılabiliyor.Cacık, musakka ve baklava denemedik ama geleneksel yunan mutfagı adı altında menülerde yeralıyor. Greek salad ve tabii ki kırmızı şarap içiyoruz. Birçok Yunan türkçeyi öğrenmeye başlamış. Garip bir dil ile konuşmayı başarıyorlar :) Gecenin sonundaTü rk Kahvesi istemeyi ihmal etmiyoruz ....Yolculugun güzel tarafı karga ile olan uyum aynı saatte acıkmak, aynı lezzetleri tadabilmek , yemek için süslenmek , birşeyler daha görmeye olan merak gibi.Bu nedenle ilerleyen saatte Elefterias Meydanına kadar yürüyoruz.Renkli geceyi, tıklık tıklım kafeleri ve canlı ambianstan sonra ertesi gün için dinlenmeye çekililiyoruz. Dinlenirken biraz internette gezinti yapmak gerekiyor ve güzel tarafı hemen yerde wi-fi olması..Bu konuda hiç sıkıntı yok.
![]() |
| Ada'nın 112 km lik sahil şeridi bulunmakta. |
Otelin kahvaltısı güzel, eger fazla vaktiniz yoksa dışarda yerler aramaya gerek yok. Otel sahibesi ile tur için görüşüyoruz ancak bu mevsimde turların belirli günlerde yapıldıgı öğrenir öğrenmez hemen cici bir peugeot kiralamamıza yardımcı oluyorlar ve gezimize devam ediyoruz.
En çok bahsedilen dağın eteğine kurulmuş olan Zia köye dogru yol alırken ;
Yolumuzun üzerinde Germe köyü olarak gecen bir Türk köyüne ugruyoruz. Kahve içmek üzere durdugumuzda köy halkı erkeklerinin sohbet ettiklerini görüyoruz ve detay bilgileri onlardan alıyoruz. Köyde daha önce çiftcilikle geçinen Türkler artık cafe ve restaurant işletmeciliğine de girmiş. Okumaya şehirlere veya başka ülkelere giden gençler olsa da ekonomik krizin yarattıgı işsizlik nedeniyle döndükleri zaman yine baba mesleğine devam ediyorlar. Türkçeyi ise sadece evde Tv seyrederek öğrenebiliyorlar.Menderes zamanın da dönemin gençlerinin Türkiye'ye üniversite okumak için çağrıldıklarını da anlatmayı ihmal etmiyorlar.
Türk sayısını sordugumuzda 1397 ile 1400 arasında karar veremediklerinden en sonunda 3 kişinin öldüğü konuşuluyor ve gülüşmeler.....
Bu renkli cafede kahvelerimizi biraz da buruk olarak Sibel Can dinleyerek içiyoruz..
![]() |
| Germe Türk Köyü |
![]() |
| Germe Türk Köyü |
Komşu ada Kalymnos ve kısmen Türkiye manzarasında şarap içmenin ve Yunan lezzetlerinin doyumsuz keyfine varıyoruz. Pekçok sene en iyi restoran ödülü alan Taverna Oromedon'un şöhretini duymuş olsak da bizim tercihimiz Olympia oluyor , hiç pişman değiliz...

![]() |
| zia köyünden panaromik bir görünüm |
![]() |
| Temiz hava solumayı ihmal etmedik |
Yorulan ayaklarımıza Kos Çarşıda küçük bir ödüldü bu :))

















senin şu gezmeleri aşırı kıskanıyorum söyliyim.günübirlik gidebilmiştim kos'a ancak ama kalmayada gidicem benim bebeye pasaport çıkarır çıkarmaz.şahane referans oldu bu yazı:)
YanıtlaSilKıskanma senin de olur :) Herşey zamanı gelince...Hayat sana güzel diyenlere hayat sabredenlere guzel diyorum ben de :)) Tesekkurler görüşlerin ve yorumların için....
Silİzlenimler:aynı bizdeki gibi tuvaletler pis:)) bizim gibi çok sigara içiyorlar :)) Kahve konusunda katır inadından vazgeçmiş görünüyorlar:)) alışveriş ederken tıpkı bizim buralar gibi pazarlık ediyorsunuz:))güleryüzlü ve sıcaklar ;bitip tükenmeyen yol sorularıma usanmadan yanıt verdiler:)) kız kıza çekinmeden güven ve huzur içinde gidilebilecek bir yer olmasıda cabası.
YanıtlaSilKesinlikle öyle. Yol sorularının sebebi kılavuz olmaktan kaynaklanıyor :)
SilAma bak bunları yazmayı atlamışım , çok iyi oldu yazman...eminim senin içinde tuttugun birşeyler daha vardır aklına geldilçe yaz onları da...
Keyifle okudum, objektifine yüreğine sağlık :)
YanıtlaSilKeyifle okudum, objektifine yüreğine sağlık :)
YanıtlaSil