7 Nisan 2015 Salı

Chios(sakız adası )Pyrgi/Mesta.... Yunan ekonomisinin kalbinin attığı ada

En merak edilenleri başa aldım :))

NELER ALIN , NELER YAPIN

Reçel,peynir ve sakız alın, dondurmadan tadın (dondurmanın light olanı da var :)
Çarşıdaki börekçide pudra şekerli ve tarçın serpmeli börek yiyin
Şarap butiğinden şaraplarınızı alın
Mesta-Prygi yi gezmeden gelmeyin
Volkanik siyah taşlardan küçük bir adet yürütün
Önce uzo  için ,sirtaki arkasından gelir :))
Denize girin
Gitme değmez diyenlere aldanmayın :((
Biletinizi daha ucuza internetten alın
Araba kiralama işini gitmeden halledin
Seyahati seven eş ve arkadaşlar edinin.




Yunan adaları içerisinde 5.büyük ada olan Sakız Adasının nüfusu 55.000 kişi olup irili ufaklı 64 köyü vardır.Yaz aylarında aldığı turist sayısı ile 3-4 katına çıkmaktadır.Çeşmeye olan uzaklıgı 7-8 mil olup oldukça yakındır. Siz siz olun Çeşme'ye benziyor ne gerek var gitmeye diyenlere kanmayın enaz 1 kez gidin :))

1566 yılında Kanuni Sultan Süleyman Çeşme'den sakız adasına gelmiştir. Ortodoks mezhebinde olan adalılara Osmanlı'lar dil ve din açısından hiç karışmamış olup 348 yıl boyunca beraber yaşamışlardır.Ticareti iyi yapmalarından dolayı ticareti yahudiler yapmakta onlar merkezde yaşarken Osmanlı'lar kale de yaşamışladır.

Askeri bir havalalanı bukunup hergün Atina'ya sefer bulunmaktadır. Geleneksel bir ada olarak bırakılmasına rağmen oldukça birçok armatürün evi vardır. Bu adayı ekonomi adası olarak bırakmışlardır. Cruise gemileri bu adaya gelmemektedir. Nedeni ise turizme açılmadan adada sakız üretiminin devam edebilmesidir. Zenginlerden alınan vergi dilimini yükselttiği için yeni hükümete  sakız adasından hiç oy çıkmamış :))

Yunanıstan adalara zaman ayırması zor olmasına karşın  hıcbır sekılde adalarla  baglantıyı eksık etmıyorlar.. Rıng olarak tüm adalara tur yapılabilmesine imkan tanıyorlar.










Eski yıllarda bir kişinin calısıp cok kişiyi geçindirebilmesi mümkünken ekonomilerinin çökmesi ile bu mümkün değildir.  Avrupa Bırlıgıne gırdıkten sonra vergı sıstemı cok yukselmiş ve  vergı dılımı Almanya ekonomısı ıle esıt ayarlanmıs. Ancak Almanya' da sanayı olması adada ıse sadece tarım ve turızm olması ekonomılerını altüst etmşştir. Ada halkı da bu durumdan hiç hoşnut değildir.


Adadaki hava akımından dolayı en kaliteli sakız üretimi bu adadadır.Birçok yerde buradan alınıp aşılanmasına rağmen aynı kaliteye ulaşılamamıştır.1 sakız ağacından 250 gr sakız elde edilmektedir.Sakız birliği üretilen sakızın % 80 ni almakta olup kalanı köy halkı satmaktadır. Eylül ve Ekim aylarında sakızlar ayıklanmaktadır. Aslında siesta diye bildiğimiz dinlenme saatinde adanın  köy halkı sakız ayıklamaya gitmektedir. Adada beyaz ekmek tüketimi hiç olmayıp mısır ve buğday ekmeği tüketilmektedir.


Siyah cakıl taslarının bulundugu bir koyu vardır. Denız turkuaz rengidir. Taş almak yasak olmasına karşın spa merkezlerınde kullanılan enerjı dolu tas olması nedeniyle bu kurala pek uyulmamaktadır. Bizde bu kurala  uyamadık ne yazık ki :(















uzo





Uzo burada da hem tüketim hem üretim olarak oldukça fazladır. Özellikle bu adada Barbayani uzosu meşhurdur. Normal uzo 1 kez damıtılmasına karşın ailenin adını taşıyan Barbayani uzosu 3 kez damıtılmaktadır. Dolayısıyla ikizlerden birinin dogum günü de bahane edilerek denemeden geçilmedi :))


Uzo'nun yanısıra reçelleri de meşhurdur. Mandalina, limon ve baby portakal reçelleri özellikle sayılabilir.Kireç suyuna batırılarak yapıldıgından dolayı normal reçele göre sert olup kahvaltı kültürleri bizim gibi olmadıgından sadece tatlı olarak ikram edilir. Buranın reçelleri A.B.D'ye kadar ulaşır. Bunun  nedeni 1881 de olan depremden sonra 20.000 sakız kökenli kişi ABD ye yerleşiyor ve ticaret olarak reçel ticaretini başlatıyorlar.








Adalarda geçen tavernalar aslında restaurant olmasına karşın buralarda eğlence de boldur. Gideceginiz yerlerde her akşam sirtaki ziyafeti de çekebilirsiniz. Şarkılarında aman aman , of of , Allah Allah sözcükleri varsa bunlar İzmı'rden göçeden Rumların yazıp söylediği şarkılardır. Özellikle kasabiko  oyun havası tarzında olup ,erkeklerin oynadıgı bir dans şeklidir.Şöyle eglenceli bir gecemiz olsun derseniz sakın kaçırmayın..




Hıristiyan inancına göre eger bir trafik kazası olup ölümle sonuclanmışsa diğerlerine mesaj olsun diye yapılan sapeller burada da vardır. İçinde devamlı yanan bir mum bulunmaktadr..Söndügünde dini butun vatandaslar durup mumu tekrar yakarlar. İçindekı paralar ise ihtiyacı olanlar için konulmuştur.



PYRGİ

Pyrgi ve Mesta köyleri Unesco korumasındadır.


80 yıl önce İtalyan bir usta binaları beyaz bir sıva ile kaplayıp kazıma yöntemiyle evler üzerinde karışık geometrik desenler yapmış oldugundan dolayı Picasso'yu kıskandıran köy olarak anılmaktadır. Bu köye Kristof Kolomb gelip kalmış olup kaldıgı evin önünde fotoğraf çektirenlerin bir gün ABD ye gideceği rivayet edilmiştir. (Tabii ki bizimde burada çekilmiş fotograflarımız mevcut :)) Yine Kolomb bu köye aşık olup kalmış oldugundan halen aynı soyadını taşıyan aileler bulunmaktadır.  Aynı şekilde Anthony Quinn'in zorba filminin de bazı sahneleri bu köyün meydanında çekilmiştir.

Yüksek derecede güvenli tekbir kapıdan girilip çıkılan surlarla çevrili dar sokaklar insanı hayrete düşürüyor.



pyrgi evleri
Ceneviz döneminde sıklıkla yaşanan korsan saldırılarından korunabilmek amacıyla şekillenen köylerin mimari yapıları hayli ilgi çekici.

Korsan saldırılarından damla sakızını koruma ve gelişmeleri birbirlerine rahatlıkla duyurabilmek için inşa edilen bu köy evleri genellikle yurtdısında yaşayan yaz aylarında adaya gelen Yunan vatandaşlarına aittir.

Bakire Meryem Kilisesi

MESTA



Evler birbirine çok sıkı dizilmiş böylece yakın ve sıkı bir form gibi görünmekte.Sokaklar kaldırım taşlı ve dar olup gri evler köyün içinde sadece iç duvarlara bakan kapı ve pencerelere sahiptir.

Köyden şehit düşenlere adanmış bir anıtın yanından labirent köye dalınıyor.Dar sokaklarda yaşlılar damla sakızı eleyip ayıklıyorlar.

Genelde siyah kıyafetleri var. Eşleri ölen kadınlar yasta olup bir daha evlenmeyeceklerini belirtmek için siyah kıyafetler giyiyorlar. Ancak eşleri ölen erkekler kollarına bir bant takıp sadece :)) 40 gün sonra çıkararak yaslarının bittiğini bu şekilde belirtiyorlar :))



Bu köyde sakıza ilk yerleşen Trabzon'dan Sakız'a gelen Rum bir ailenin  glikoz ve süttozu kullanılmadan gerçek şeker ve sütten dondurma yapmış olup yaz aylarında diğer dondurmalara göre biraz daha pahalı olan dondurmanın da tadılması 


yerinde olacaktır :))

Mesta köyünde Taksiarhis kilisesi gezilmelidir. İçerisinde flashlı&flashsız fotograf/video çekimi yasaktır.  Cebrail ve Mıkaıle ıthafen yapılmıştır.Tahta oymacılıgın en guzel oldugu zamanda yapılmış ve 25 kg gümüş kullanılmış. İstanbul'dan getirildiği söylenen altın varaklı degerlı bir haç bulunmaktadır. Burada bulunan bir ikonada tanrının yüzü resmedilmiştir.

Bu köyde bulunan kilise Van Akdamarda bulunan Akdamar Kilisesi ile birebir örtüşmektedir.






FESTİVALLER/EĞLENCELER


17 Agustos'ta  Mesta Portta balıkcılık festivalı vardır. 30 yıl once balıkcılar 17 Agustos'ta çok fazla mıktarda balık tuttugundan bugun balıkcılık festivali  ilan edılmıstır. O gun toplanan balıklardan corba yapılıp konujlara ıkram edılır. 750 kişi ağırlarlar.

Roket savasları ki Nisan'ın 2.haftasına denk geliyor ; bundan  40 gün  once korsan kıyafetleri ile toplaşıp bir masa hazırlarlar , Osmanlıların geçmişte çok yüklü vergi toplamış olmalarından dolayı kadı kostümü giyen bir kişi merkezden gecen her sakızlıdan para isteyerek o dönemin hatırlanması istenir.  Toplanan paralar Mesta Kultur Vakfınca degerlendirilir.

Dini butun olan kısılerın Nısanın 2.haftası orucu bıtıyor olup paskalya gecesı kutlaması yapılmaktadır.Bu gunde butun köylerde oglak cevrılır. Kırmızı yumurtanın anlamı  kırmızı İsa'nın kanını yumurta da dogusunu sımgeler. Yine yuzyılladır gorsel şölen olarak  roket savası yapılmaktadır.  Geçmiş yıllarda  erkek cocuklarına sapan alınır iki köy bırbırlerıne sapan atarlar. Bu olay yuzyıllardır devam ederek gunumuzde de  iki kilise arasında yapılan görsel bir şölen olarak yapılmaktadır... Köylerin 1 yılda topladıgı paralarla roket alınıp yapılmaktadır. Devletin katkısı yoktur. Tüm dünyadan fotograf sanatçıları da bu gorsel şöleni izlemeye gelırler. Gece 24.00 de İsa dirildi haykırısları ıle bıter ve mum yakılır,  kırmızı yumurtalar tokusturulur ve İsa'nın dogdugu kabul edilir. Ertesı gun oglak kuzu vs cevırme işlemi yapılır.


Dedi  : Karga arayıp ;  oglak çevirmesini yedikten  sonra rehavet mi çöktü konuyu yarım bırakmışsın dedi :)) Kılavuzu dikkate alıp konuyu bağlayım.. Festivalleri, sahilleri, mimarisi ve eğlencesi için kısa süreli ve uygun fiyatlı bir tatil için eşinizle, dostlarınızla beraber Sakız'a kaçmalı   diyorum :))

Ufak bir not : Sakizdan bi çıt kırılıp getirilen sakiz sardunyalar cok güzel tutuyorlar 😀














3 Nisan 2015 Cuma

Masal Diyarı Hallstatt-Bir ressamın tuvalinin heran hazır olması gereken bir yer



Avusturya'da aynı isimli gölden adını alan Salzburg ve Graz arasında yer alan masallar diyarından fırlamış 7000 yıllık bir geçmişi olan romantik bir köy burası..Köy göl ve yüksek dağlar arasında sıkışıp kalmış.Yerleşik nüfusu 900-1000 kişi civarı ancak yazın ziyaretçilerle bu sayı elbette ki oldukca fazlalaşıyor. Tüm kasaba yürüyerek  1.5 saat içinde gezilebilir biryer ve sadece bir yol var..Mayıs ve ekim aylarında araç trafiğine kapalı.

Masallar Diyarı










2012 yılında Çinli bir madencilik firması bu köyün kopyasını Çin'de inşa etmiş o yüzden de Çinli turist sayısı oldukça fazla oluyormuş. Ve aynı zamanda Unesco tarafından da kültür mirası listesine alınmış bir köy. Küçük bir köy olmasına karşın Türk sayısı da azımsanmamalı. Hemen gölün kıyısında ufak bir büfe işleten İlker'in hotdog'ları tadılmalı mesela :))







Köyün isminde bulunan hall kelimesi tuz anlamına geliyor bu da köydeki tuz madenlerini ifade etmekte.Tuz buranın gelişmesinde ve zenginleşmesinde önemli bir kaynak olmuş. Üretiminin dışında 1595 yılında kurulan 40 km uzunlugu olan tuzlusu boru hattı köyün ekonomik hayatında önemli bir yer tutmuş. Bu hat yapılırken 13.000 ağaç oyulmuş ..

Dağlık bir bölgede bulunmasından dolayı her mevsim güneş bulunmasına rağmen sıcaklıklar inişli çıkışlı..Bizim gezi tarihimizde hafif soguk olmasına karşın yine de uzun uzun gezmekten ve gözlerimize doğa banyosu yaptırmaktan hiç sıkılmadık. Hele ki burası fotoğraf çekmeyi sevenler için bulunmaz bir nimet.Gölün  kenarında insan saatlerce fotoğraf çekebilir, kendini dinleyebilir ve buraya özgü "fassbier" fıçı birasını içebilir. Herşeyi bırakıp kendiyle olmak isteyenler için birebir uygun bir yer  :))





İlginç olarak sayılabilecek bir özelliği de kemiklerden insa edilen bir evin bulunması.Sınırlı mezar alanı bulunması nedeniyle ölüler geçici olarak gömülüp 10-15 yıl güneşte beyazlatıldıktan sonra dekoratif şekillerde sergilenirmiş ancak bu olaya artık 70 li yıllarda son bulmuş. Artık katolik kilisesinin onayı ile birlikte ölüler yakılmaya başlamış.




Gölde botlarla mevsim nedeniyle gezi yapamadık ancak bence kaçırılmaması gerekir.Eminim ki gölü botlarla gezerken de büyülenmemek elde değildir.





Köyde anayol üzerinde alışveriş için sevimli dükkanlar bulunmakta. Doğal tuzlar dekoratif şişelenerek satısa sunulmuş , Yine magnet ve diğer ufak tefek hediyelik eşyalar almakta mümkün burada.



Doğal olarak bu köyde yüksek katlı binalar yok.Evler bahçeli müstakil ve oldukça şirin yapılar. Öğrendiğimize göre anayol üzerinde satılık ev bile olmadıgını arasokaklarda bulunan evlerin ise 250.000-300.000 eur arasında satış fiyatının oldugu söylendi.


Hallstatt evlerinden biri
Ayrıca köyün binlerce yıllık geçmişini barındıran müze bulunmakta. Uygun havalarda sörf, dag yürüyüşleri ve bisitletle gezmenin keyifli olacagımı düşünüyorum.